Spiga

Oda TV'nin neyi çıktı?

Bugünlerde popüler haber sitesi Odatv.com'un Taraf Gazetesi'ne ilişkin haberlerine oldukça sık rastlanıyor.


30 Ekim 2008 günü de sitede "TARAF'IN B.KU ÇIKTI!" başlıklı bir haber yayınlandı. Haber anonsunun alt başlığı ise "Yasemin Çongar istifa edecek mi?" diye soruyordu, elbette merakımı yenemeyerek "devamı" linkine hemen tıkladım.

MEĞER KONU NİŞANYAN'MIŞ

Açılan sayfada en üstte Sevan Nişanyan'ın gülümseyen yüzünün kocaman bir fotoğrafı var. Altta çarpıcı başlık tekrar gözümü alıyor: "Taraf'ın b.ku çıktı!" Bu başlığın pek de güç olmayan çözümlemesini sona bırakacağım, çünkü şimdi yazının giriş-gelişme-sonuç bölümlerinin üzerinden geçmek istiyorum. Elbette, yazıyı uzun uzun alıntılayacak değilim, zira isteyenler üstteki linkine tıklayabilirler ama yine de önemli bileşenlerinden bahsetmem şart. (Aslında gayet kısa olan bu haberi benim aşağıda yazdıklarıma geçmeden önce okusanız yazıdan çok daha fazla lezzet alacağınıza eminim.)

Yazı (bir tür yorum-haber) önce Nişanyan'ın ailevi bilgilerinden kısaca bahsettikten sonra, bir süre Agos Gazetesi'nde yazarlık yaptığından dem vuruyor. Devamında kendisinin gezi kitapları bulunan bir gezgin, bir öğretim üyesi ve dilbilimci olduğunu öğreniyoruz. Son olarak da Şirince'de otel işletirken Şirince evlerini izin almadan yıktığı için 10 ay hapis yattığından bahsediliyor. Bence buraya kadar, bir kısım önemli bilgiler atlansa da, Nişanyan'ın hayatı hakkında kısa ve doğru bir özet verilmiş. Fakat örneğin, Agos Gazetesi'ndeki yazılarının hangi konular üzerinde yazıldığı hakkında bir bilgi yok ve yazının devamında da bu konuda bir açıklama göremiyoruz.

Daha sonraki paragrafta Nişanyan'ın medya gündemine gelmesine sebep olan olay işleniyor yazıda: Eşi Müjde Nişanyan'ın başından aşağı bir kavanoz dolusu dışkıyı boca etmesi yani... İşte burada yazının yorum-haber özelliğini yitirmeye başlayarak tam bir görüş yazısına dönüşmeye başladığını fark ediyoruz. Üstelik, vardığı sonuçları olayların son derece yüzeysel anlatımıyla destekleyen ve hatta zaman zaman gerçeklerle bağdaşmayan kanıtlar sunan bir görüş yazısı bu. Yazının kalanı okuyucuyu yönlendirmek üzere seçilmiş bir sürü cümleyi barındırıyor.

MAHÇUPYAN VE NİŞANYAN İLİŞKİSİ

Yazı Sevan Nişanyan'ın bu yaptığını savunduğunu, hatta bunun “sembolik bir jest” olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiğini belirterek devam ediyor. Oysa ki konuyu önceden incelemiş olanlar röportajlarından biliyorlar ki Nişanyan bu yaptığını savunmuş değil, pişman olduğunu söylemiş durumda üstelik. "Sembolik bir jest" tanımlaması ise bu yaptığını haklı çıkarma amaçlı değil, hareket anında nasıl bir motivle hareket edildiğini açıklamak için edilmiş bir söz. Dolayısıyla Nişanyan'ın bu hareketi savunan bir kişi olarak karakterize edilmesi yanıltıcı bir mahiyet içeriyor, okuyucuyu daha sonra Nişanyan hakkında varılacak karara bir nevi hazırlayıcı bir alt yapı sunuyor.

Dışkı meselesinin tepki gördüğü, feministler tarafından bir bildiri yayınlandığı ve Nişanyan'ın Agos'taki görevine son verilmesi talep edilmesine rağmen Hrant Dink'in yerine Agos'un genel yayın yönetmeni olan Etyen Mahçupyan'ın bunu kabul etmediği gibi bilinen gerçekleri sıralayarak ilerliyor yazı. Daha sonra Agos'ta çalışan gazetecilerin gazete yönetimini eleştirerek istifa ettiği, Mahçupyan'ın buna rağmen geri adım atmayarak bir de bunun üstüne Taraf'ta Nişanyan'ı savunan yazılar yazdığı belirtiliyor. Hatta ve hatta gösterilen tepkinin nedeninin onun Ermeni kimliği olduğunu iddia ettiği, Nişanyan’ı eleştiren kamuoyunu ırkçılık ile suçladığı iddia ediliyor.

Son bir cümle ile Mahçupyan'ın hesabı kesiliyor artık: O kadar ileri gitmiş ki meseleyi Ergenekon ile ilişkilendirmiş, bu işin üstüne giden solcular, feministler ve köşe yazarlarının Ergenekon’un dümenine su taşıdığını savunmuş yazılarında Mahçupyan. İnsanın bu kadar da olmaz diye bağırası geliyor gerçekten, bu Mahçupyan kendini ne sanıyor??

KARIŞAN KONULAR, İNSANLAR VE YAZILAR

Yazdıkça bu konunun aslında daha derinlikli ve daha çok belgeye dayalı işlenmesi gerektiğini fark ediyorum. Zira, yukarıda belirttiğim, Mahçupyan'in bazı kişileri "ırkçılıkla" suçladığı, bir sürü kişiyi Ergenekon'la ilişkilendirdiği iddia edilen yazılarının Nişanyan olayı ile en küçük bir ilgisi dahi yok ve yerimiz olsaydı da bu yazıların ilgili bölümlerine burada yer verilebilseydik ne iyi olurdu!

Bu ibarelerin (ya da yazıyı yazan kişi tarafından böyle yorumlanan ibarelerin) yer aldığı Mahçupyan yazıları tamamen başka bir meseleyi tartışmakta: Hrant Dink'in Birgün Gazetesi'ndeki köşe yazarlığına son verilmesi ve bunun ardından gelişen bazı "duyumlara dayalı" olaylar. Yazıların içeriğinde, bahsedilen kişinin, yani Hrant Dink'in Ermeni olmasından başka yazılarda Nişanyan ile tek bir ilişki bulmak dahi mümkün değil.

Kısaca hatırlatmak gerekirse; Dink'in Birgün Gazetesi'nde yazdığı sıralarda yönetimden kim olduğu bilinmeyen bir kişinin yazı işleri toplantısında "Atın bu Ermeniyi!" dediği iddiasını Mahçupyan'ın köşesinde yazması, Birgün'ün editöryal bir yazı ile buna cevap vermesi çerçevesinde gelişen bir tartışmadan bahsediyoruz, her iki tarafın de sonunda birbirinin siyasi çizgisini ve güncel konular karşısında aldığı tavrı eleştirmesi ile son halini alan bir tartışmadan.

Velhasıl kelam, Mahçupyan'ın bazı kişileri "ırkçılıkla" suçladığı, bir sürü kişiyi (özelde solcuları) Ergenekon'la ilişkilendirdiği iddia edilen yazılar bunlar işte. Hepsi de Taraf'ın (karşı yazılar da Birgün'ün) internet arşivinde bulunuyor.

SON OLARAK: "CUMHURİYET OLAYI"
Durun sakın yazı burada sonuçlandı zannedip kaçmayın, eğlenceli yerlerine yeni geldik daha. OdaTV'nin yazısında özellikle altı çizilen bir nokta var: Nişanyan'ın Taraf'ta 29 Ekim günü, yani Cumhuriyet Bayramı'nda yazmaya başlaması. Eeee? Eee'si şu; bu adam daha geçenlerde "Yanlış Cumhuriyet" adlı bir kitap çıkaran, kitapta Cumhuriyet ile padişahlıktan diktatörlüğe geçildiğini söyleyen adam değil mi? Ta kendisi. Evet Cumhuriyet'i eleştiren bir insan bu, hem de öyle arkadaş dost sohbetinde değil, Türkiye'de bunun kitabını çıkartarak!

Taraf'taki ilk yazısının ele aldığı ilk kelime ne dersiniz peki: Bravo, "Cumhuriyet" tabii ki! Dönen gizli işlerin ipliği yavaş yavaş açığa çıkmıyor mu sizce de? OdaTV'nin gözünden hiç bir ayrıntı kaçmadığı bir kez daha kanıtlanıyor.
PEKİ YASEMİN ÇONGAR İSTİFA EDECEK Mİ? YOKSA ONUN BİR İLGİSİ YOK MUYDU Kİ?

Hatırlarsanız en başta yazının başlığından ve alt başlığından söz etmiştik. Böyle bir habere "Taraf'ın b.ku çıkti!" başlığının atılmasının ne tür bir gazetecilik olduğunu, gazeteciliği bırakın nasıl bir "propaganda" yolu olduğundan aslında söz etmeye bile gerek yok aslında. OdaTV, tabiri caizse düşmanlık kusuyor, hem de sadece bir kişiye ya da kuruma değil, bir sürü kişiye. Başta Nişanyan ve Mahçupyan lanetlendiği gibi, bunların yuvalanmasına yataklık eden Taraf Gazetesi de okurlara "ne idüğü belirsiz bir iç mihrak" olarak sunuluyor. Objektif gözle bakıldığında hem Ermenilere karşı olumsuz duyguları pohpohlayan, hem de toplumdaki çok sesliliğe tahammülü olmayan bir karşıtlık sergilendiğini görmemek mümkün değil.

Kısacası, alt başlıkta adı geçen Yasemin Çongar'ın ise hiç bir ilişkisi yok olayla, istifaya davet edilen Taraf çalışanı tüm kadınlardan biri olması dışında...