Neyi nasıl yazacağına karar verdin mi? Öncelikle birşeyler hakkında yazıyor gibi görünmen lazım.
Yani sanki aklına geleni o anda kalemle kağıda çiziktirmişsin değil de, üzerinde uzun uzun düşünmüş, başını sonunu kurgulamışsın sanmalı yazıyı okuyan.
Senin aklına hayatın diğer kısımlarından belirgin bir şekilde ayırdığın bir konu gelmediğini fark etmemeli. Öyle düşünürse çünkü eğer, o yazıyı öylesine yazılmış sıradan, vasat bir yazı olarak görmesi kesin. Kendisinin de rahatlıka yazabileceği türden.
Sonra bir üslubun olmalı mutlaka. Okuyucu ünlü bir tabloya baktığında nasıl hemen çıkarıyorsa stilinden ressamını (ya da öyle düşünüyorsa kendi kendine), yine bir resimde belirgin ve özgün bir üslup sezdiğinde nasıl bir anda seviniyorsa, senin yazın da aynından yaşatmalı işte.
Ve belki de en önemli unsur olarak da, senin hayat anlayışını kendisininkiyle birebir örtüştürebilmeli, aynı şeyleri sevdiğinizi ve beğenmediğinizi, aynı ünlü kişileri sevdiğinizi ve öldürmek istediğinizi sezebilmeli.
Yoksa başka biri olursun onun için sen. Bir diyeceğin varsa da daha başlamadan anlatmaya, o çoktan gitmiş olur.
Çünkü sen onun o güne kadar bildiklerinden, sevdiklerinden biri değilsin. Onun sözü dinlenebilecek, verdiği akıllar ezberlenecekler sınıfına giremeyeceksin o zaman.
İstersen hayatın sırrını ver yazıda -ki o da sana göre olacaktır elbette- dinleyen bulamazsın.
Bak ben bile yavaş yavaş cephe almaya başladım sana.
O yüzden bu dediklerime kulak assan iyi edersin. Okunmak için yani... İnsanların sevmesi için seni!

0 yorum:
Yorum Gönder